Posted by: ozqurbirisi on: Aralık 28, 2008
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
CAN YUCEL
Posted by: ozqurbirisi on: Aralık 15, 2008
Bayramın ilk haftasında böyle bir şiir hiçte fena olmaz heralde![]()
Oğul,oğul,
İşte yazmasına yazdımda sana bir mektup,
Günler varki koynumda tutup,
Ne elim vardi pullamaya,
Ne gönlüm yollamaya,
Aslında içimden geldiği gibi ne varsa anlattım,
Sanmaki içine yalan palan kattım,
İşte halimiz bu,
Yani halimiz isottan acı,
Babanı sorarsan,
Baban ha var,ha yok,
Artık bu dünyada kiracı,
Aklı fikri hala karşı yollarda,
Of,of,hele bir de iç çekmesi yok mu,ardarda,
Gelir diyor,senin için gelir,elbet birgün,
Senin anlayacağın aklıda gitti büsbütün.İneğin tekini Abiş gillere sattık,
Bu yüzden alt tarlayı süremedik iki yıldır,
Sen tanımazsın,verdik işte birilrine icara,
Belkim duymuşsundur,
Buralar kurak gitti bıldır,
Ne olacak babana ancak iki paket cıgara,
İki arşın çul,
Evlenmesine evlendi de,hakikatli kızmış Hatçe,
Arada bir uğrar,üşenmez sağar ineği,
Tımar eder ahırda tosunu,
Ne zaman adın geçse,başı önüne düşer,
Yüzü alaz alaz yanar,kızarır,
Ülen Salih,ülen Salih tövbe tövbe.Geçen hafta bayramdı,
Hani,olura gelir melir dedim,
Çıkar bi yerlerden,elinde bi kutu lahati
Namaz vaktine kurdum,
Ha bire kalkıp kalkıp saati,
Hani sen seversin,
Bi tepsi baklava açtım,
Bi tandırda cevizli kete,
Ya ya bıldırda gelmedin,
Bu yılda gelmedin,
Baklavanın sonunu dün yedirdim,
Adaşın,yani Salih”in oğlu Şevkete
Bayramdı geçen hafta,
Baban ağladı bi tarafta,
Ben ağladım bi tarafta,
Öyleya, öyleya bayramdı geçen hafta,
Bayramdı geçen hafta.Mehmet ÇETİN
Posted by: ozqurbirisi on: Aralık 8, 2008
İyi bayramlar sevgili dostlarım,bugun bütün müslüman aleminin önemli günlerinden birisinin içinde bulunmaktayız….Buqün mübarek kurban bayramı,paylaşma,daynışma günü…Buqün kırgınların,küslerin barışma günü…Hepinizin mübarek kurban bayramını kutlarım…
Posted by: ozqurbirisi on: Kasım 15, 2008
“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde…
“Kendine iyi bak.” Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
“Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum.”
“Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…”
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
“Kendine iyi bak” derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. “Kendine iyi bak” derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
“Kendine iyi bak” bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile… Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden…, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….
Peki o zaman… Senin istedigin gibi olsun… Öyleyse…Sen de Kendine Iyi Bak…
Posted by: ozqurbirisi on: Kasım 14, 2008
Bir “gitmek” tutturmuşum.
Gidemeyeceğimi bile bile gitmek istediğim
Uzak yerler var bilmediğim.
Oralarda biri varmış, beklemeyen beni.
Hem sürpriz de olurmuş, öyle kurmuşum.
Gidebilsem iyi,
Gitmesem de farketmez.Ne zaman tanışmışız, paylaşmış mıyız bir şeyi?
Eksik ya da yanlışmış; çok eskimiş, unutulmuşum.
Posted by: ozqurbirisi on: Kasım 11, 2008
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken ‘Dünya benim!’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların ‘her şeyi bırakıp gidiyorum işte!’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine ’seni çok seviyorum!’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark
etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan ….
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür…
O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür …
(Can Yücel)
Posted by: ozqurbirisi on: Kasım 9, 2008
Ayrılıklarda gururun, saygının şaşkınım yitişine..
Yaşamdan öğrendiğim, ne olursa olsun bir şey eksiliyorsa,
Kötü kokular saçıyorsa yok zorlamanın yararı.
Devam edilirse sonuç felaketce bir kopuş.
Oysa ayrılıklar da başlangıçlar gibi sessiz olmalı.Araya ötekiler girdiyse, yalanlarla Grileştiyse mavi,
Üşümeye başlayan ruhların ne ilacı vardır,ne de hekimi.
Buz gibi olduysa yürek yararı yoktur geri dönüşün.
Bir şans daha denirse de sonuç titreme nöbetleri.
Niçinlerde dolanmalar, öfke, kin, intikam büyütmeler,
Suçlamalarla seslenmeler, daha da yaralar ayrılıkları.
Yaşanmışları güzelliğince, olduğunca bırakmak varken
Kirletmek neden, niye?
Bir zamanlar “sevdiğim, her şeyim” dediğinde,
Kara bir leke kalmak,
Hem de kendinin sürdüğü bir leke,
Verilen bir hak mı kime ve niye?
Yaşanılan, yaşatılan güzel, doyumsuz anlar,
Bir suçsa, hataysa
Tek kişilik değildi
İşlenirken oysa…
Tükenişe girildiyse vazgeçmek gerek saygıyla
Bir zamanlar “vazgeçilmezim” denilenden,
Daha da karartmadan maviyi,
Sunulan güvenle verilmiş
İmkansızların anısına.
Yaşam defteri sonlanınca,
Beden üşüyüp, yorulduğunda,
Ruh nasıl tertemiz,beyazlar içinde bırakıp onu gidiyorsa,
Onur, gurur zedelenmeden,
Suçlamaya girmeden,
Lekesiz ve sessizce olmalı ayrılıklar da.